A vitamini vücudumuz için önemli, yağda çözünen ve karaciğerde depolanan bir besin maddesidir. Gece görüşümüzden bağışıklık sistemimize, cilt sağlığımızdan hücre büyümesine kadar birçok yaşamsal fonksiyonda görev alır.
A vitamini, kimyasal olarak uzun zincirli, yapısında beş tane çift bağ bulunduran ve yağda çözünen renksiz bir alkoldür. Bilimsel adıyla retinol olan bu vitamin, karaciğerde depolanabilme özelliğine sahiptir. Bu çift bağlar nedeniyle farklı izomerik formlar oluşturabilmektedir. Doğada en yaygın olarak iki formda bulunmaktadır. Tatlı su balıklarında A1 ve memeliler ile tuzlu su balıklarında A2 formudur.
Kimyasal yapısı incelendiğinde ise, bir β-ionen halkası ve alkol grubu içeren alifatik doymamış bir yan zincirden oluşur. Her biri beş karbondan oluşan dört izopren biriminden meydana gelmektedir. Bu vitamin, açık sarı renkli ve kristal haldedir. Normal pişirme işlemlerinde kayba uğramamaktadır. 150°C sıcaklıkta bozulmaya başlamaktadır ve ısı, ışık ve oksijenin etkisiyle kolayca okside olabilmektedir.
A vitamini vücudumuzda üç farklı okside formda bulunmaktadır. Alkol formu olan retinol, aldehit formu olan retinal ve asit formu olan retinoik asit. Bu doğal formlar retinoidler olarak adlandırılmaktadır ve her birinin vücutta farklı görevleri vardır.
Türkiye'ye Özgü Beslenme Rehberi'ne (TÜBER) göre günlük A vitamini gereksinimi yetişkin kadınlarda 490 mcg, erkeklerde ise 570 mcg olarak belirlenmiştir. Ayrıca büyüme, gebelik, emzirme ve çeşitli hastalık durumlarında bu gereksinim değişkenlik gösterebilmektedir.
A vitamini vücudumuzda çok sayıda hayati görevi yerine getiren temel bir mikrobesindir. Görme fonksiyonundan bağışıklık sistemine, hücre büyümesinden kemik gelişimine kadar pek çok sistemde etkin rol oynar.
Görme sağlığı, A vitamininin en iyi bilinen işlevlerinden biridir. Gözde ışığın elektrik sinyaline dönüştürülerek beyne iletilmesinde görev alır. Özellikle karanlıkta görme yeteneğimizi iyileştirir. Bu etkisinin sebebi, gece görüşünde görev alan rodopsin adlı retina pigmentinin yapısına katılmasıdır. Ayrıca, yeterli alımında yaşlanmaya bağlı makula dejenerasyonu riskini önemli oranda azaltır.
Bağışıklık sistemimiz için de vazgeçilmez bir rol üstlenir. Mukus bariyerlerinin üretiminde görev alarak gözler, solunum organları, üreme organları ve sindirim sistemini enfeksiyonlara karşı korur. Bunun yanında, beyaz kan hücrelerinin üretimini destekleyerek vücudun hastalıklara karşı direncini artırır. Aynı zamanda güçlü bir antioksidan olarak vücutta serbest radikalleri etkisiz hale getirmektedir. Böylece hücrelerin kanserleşme riskini azaltır.
Vücutta üstlendiği diğer önemli görevler şunlardır:
Vücudumuzda pankreas, karaciğer ve adipoz dokuda bulunan bu vitamin, eksikliğinde pankreas hücre kütlesinin azalmasına neden olabilmektedir. Dolayısıyla sağlıklı bir metabolizma için gerekli plazma retinol düzeyinin yaklaşık 2 μmol/L civarında tutulması önemlidir.
Sağlık alanında yapılan araştırmalar, A vitamininin vücudumuz için sağladığı çok sayıda faydayı ortaya koymuştur. Bu güçlü antioksidan, farklı organ ve sistemlerde çeşitli sağlık faydaları sunmaktadır.
Özellikle gece körlüğünü önlemeye yardımcı olur ve karanlıkta normal görme yeteneği sağlar. Ayrıca makula dejenerasyonu ve katarakt oluşumunu geciktirerek yaşlanmaya bağlı görme sorunlarına karşı koruma sağlar. A vitamini göz damlalarının kuru göz sendromunun tedavisinde etkili olduğu da bilimsel çalışmalarla kanıtlanmıştır.
Güçlü bir bağışıklık sisteminin oluşmasına yardımcı olur. Virüslerin neden olduğu enfeksiyonlarda tedavi edici olarak kullanılmaktadır. Özellikle solunum yolu enfeksiyonlarıyla savaşmada etkili olan a vitamini nedir sorusunun bir diğer önemli yanıtı da budur.
Cilt hücrelerinin yenilenmesini teşvik eder, ciltteki lekeleri azaltır. Yaşlanma çizgilerinin oluşmasına karşı koruyucu etki gösterir. Kolajen üretimini uyararak ince çizgileri ve kırışıklıkları azaltır, cildi kalınlaştırarak iyileştirir. Bunun yanında akne, sivilce ve komedonların tedavisinde de etkilidir.
Kemik dokusunun gelişiminde görev alır. Eksikliğinde ise kemiklerde hassaslaşmaya ve kırılganlık artışına yol açabilmektedir.
Ayrıca, kalp ve damar hastalıklarına karşı koruyucu özellik gösterir. Üreme sağlığı için de gerekli olan bu vitamin, kadınlarda ağrılı adet dönemleri ve adet öncesi sendromu gibi sorunlarda, erkeklerde ise sperm sayısını artırmak için kullanılabilmektedir.
Günlük beslenme düzenimizde A vitamini iki farklı formda karşımıza çıkar. İlki, hayvansal kaynaklı besinlerde bulunan önceden oluşturulmuş A vitamini (retinol), ikincisi ise bitkisel kaynaklı besinlerde bulunan ve vücudumuzda A vitaminine dönüştürülen provitamin A (beta-karoten) formudur.
Bu besinler arasında süt ve süt ürünleri önemli bir yer tutar. Peynir, krema, yoğurt ve süt gibi ürünler hem A vitamini hem de kalsiyum ve protein açısından zengindir. Yumurta sarısı da değerli bir A vitamini kaynağıdır. Tek bir büyük yumurta, günlük A vitamini ihtiyacımızın yaklaşık %8'ini karşılar.
Özellikle yağlı balıklar a vitamini açısından oldukça zengindir. Somon, ringa balığı, alabalık ve kral uskumru gibi balıklar hem görme hem de bağışıklık fonksiyonlarını destekleyen A vitamini içerir. Ayrıca karaciğer ve diğer sakatatlar da A vitamini deposu sayılmaktadır. Ancak bunların kolesterol içeriği yüksek olduğundan dikkatli tüketilmeleri önerilmektedir.
Bu besinlerde bulunan beta-karoten, vücudumuzda A vitaminine dönüştürülen bir pigmenttir. Bu pigment sebze ve meyvelere turuncu, sarı ve kırmızı rengi verir. İlginç bir bilgi olarak, besinlerde bulunan beta-karotenin yaklaşık %8'i vücutta A vitaminine dönüştürülmektedir.
A vitamini hangi besinlerde var sorusuna yanıt olarak yeşil yapraklı sebzeler başta gelir. Ispanak, lahana, pazı ve brokoli gibi koyu yeşil yapraklı sebzeler önemli beta-karoten kaynaklarıdır. Bunun yanı sıra havuç, tatlı patates, balkabağı ve kabak gibi turuncu ve sarı sebzeler de A vitamini öncüllerini bolca içerir.
Özellikle mango, kavun, kayısı, papaya ve ananas gibi turuncu ve sarı meyveler değerli beta-karoten kaynaklarıdır. Örneğin, orta büyüklükte bir havuç ile günlük A vitamini ihtiyacınızın %44'ünü karşılayabilirsiniz.
Dengeli bir beslenme düzeni ile bu besinleri tüketmek, vücudun A vitamini ihtiyacını karşılamak için yeterlidir. Özellikle yağla birlikte tüketildiğinde, bitkisel kaynaklı beta-karotenin emilimi daha da artar.
Vücuda alınan A vitamini miktarının dengede tutulması sağlık açısından kritik öneme sahiptir. Yeterli miktarda alınmadığında eksiklik belirtileri görülürken, aşırı tüketim de toksik etkilere yol açabilmektedir.
A vitamini eksikliği, özellikle gelişmekte olan ülkelerde yaygın bir sorun olarak karşımıza çıkar. Yetersiz beslenme, bağırsak ve pankreas sorunları, karaciğer hastalıkları veya emilim bozuklukları bu duruma neden olabilmektedir. Eksikliğin erken belirtilerinden biri gece körlüğüdür. Bu durumda kişi, karanlıkta iyi görmekte zorlanır. İlerleyen aşamalarda gözün beyaz kısmında lekeler oluşur ve gözyaşı üretiminde sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca kornea kuruması ve ülserleri görülebilmektedir.
Bununla birlikte, eksikliğinin etkileri arasında:
Öte yandan, fazla alınması da ciddi sağlık sorunlarına yol açabilmektedir. Yağda çözünen bir vitamin olması nedeniyle vücutta depolanmakta ve ihtiyaçtan fazlası biriktiğinde toksik etki gösterebilmektedir. Hipervitaminoz A olarak adlandırılan bu durum; baş dönmesi, çift görme, baş ağrısı, bulantı, kusma, cilt sorunları ve karaciğer hasarıyla kendini gösterir.
A vitamini sağlığımızın korunmasında tartışmasız büyük bir öneme sahiptir. Görme sağlığından bağışıklık sistemine, cilt yenilenmesinden kemik gelişimine kadar vücudumuzun pek çok hayati fonksiyonunda görev alır. Ayrıca güçlü bir antioksidan olarak hücrelerimizi korur ve yaşlanma karşıtı etkiler gösterir. Sonuç olarak, a vitamini hakkında bilinçli olmak ve doğru besinlerle bu vitamini düzenli olarak almak, uzun vadede sağlıklı bir yaşamın anahtarlarından biridir.
Karaciğer, havuç, ıspanak, tatlı patates ve süt ürünleri bulunur. Özellikle sığır, tavuk ve balık karaciğeri en yüksek A vitamini içeriğine sahiptir.
Başlıca belirtileri arasında gece körlüğü, göz kuruluğu, cilt problemleri, bağışıklık sisteminde zayıflama ve çocuklarda büyüme geriliği yer alır.
Cilt hücrelerinin yenilenmesini teşvik eder, ciltteki lekeleri azaltır ve yaşlanma belirtilerini geciktirir. Ayrıca kolajen üretimini uyararak kırışıklıkların azalmasına yardımcı olur ve akne tedavisinde etkilidir.
Hipervitaminoz A baş dönmesi, çift görme, baş ağrısı, bulantı, kusma, cilt sorunları ve karaciğer hasarı gibi ciddi sağlık problemlerine neden olabilir. Hamilelikte aşırı alımında ise doğum kusurlarına yol açabilir.
Bitkisel kaynaklı A vitamini öncülü olan beta-karoten, yağla birlikte tüketildiğinde daha iyi emilir. Bu nedenle, havuç, ıspanak gibi beta-karoten açısından zengin sebzeleri zeytinyağı gibi sağlıklı yağlarla birlikte tüketmek, A vitamini emilimini artırabilir.
Diyetisyen Ece Kirmit web sitesi ve sosyal medya kanallarında bulunan içerikler bilgilendirme amaçlıdır. Tedavi, tanı ve bilgi için iletişime geçiniz.
@ 2023 Tüm Hakları Saklıdır.